


oyun salonlarında bi sürü kabinler var hepsi farklı tarzda. birini seçip doluşuyosun arkadaşlarla içeri. kabinin içinde istediğin arka fonları seçiyosun ve hazır olduğunda fotonu çekiliyosuunn.




bu gördüğünüz de giriş kapımız oluyor. her yurtta okaasan ve obaasan denen bi evli çift oluyo. türkçede anne ve baba demek. yurdun anne babası bi yerde işte. onlar idare ediyolar yurdu. bize gelince hoşgeldin, giderken güle güle kendinize dikkat edin diyolar sevindirik oluyos biz de çocuklar gibim :)))
bu arada japonyada farkettiğim garipliklere bir yenisini daha eklemek istiyorum. şu gördüğünüz vending machine denilen aletlerden her yerde mevcut. bunlar bizim salonun içinde mesela. tamam bu garip değil ama bildiğin sessiz sakin mahallenin içinde ara sokaklarda nerdeyse her köşe başında bunlardan var yaa. çok ilginç. ıssız mahalle sokaklarında ne işi var onların anlamadım. ama susayınca iyi oluyo tabi. ha bu arada büfe yok hiçbi yerde. belki ondan koymuşlardır olur olmadık yerlere bu makinalardan. kim biliiirrr kim biliiirrrrr kim bilirr diyerek sözü kibariyeye bırakıyorum :D
işte bu da ikinci günün akşam yemeği. yemeklerin isimleri hakkında bi fikrim yok. tek bildiğim şey tadını sevdim ve karnım doydu. :)))bu arada evet o mısırlar çiğ gibi bişi. 5 dk kalmış muhtemelen suda.


akikolardayken başka değişik şeyler de farkettik. mesela arabalar miniminnacık ufacık tefecik içi dolu fıçıcık :) bu mesela akikonun arabası. minnacık görünüyo ama içi rahat ve kolayca sığılıyo :) sadece bu model değil bütün arabalar yolların darlığı yer yetmezliği sebebiyle japonyaya özel olarak dar üretiliyo. aynı marka aynı model araba türkiyede daha büyük mesela. inanamadım yahu...


kimono aslında bööle kocaman içinde yüzülen bişi. istersen 100 kilo ol yine aynı kimonoyu giyebilirsin. yok efendim kilo almıyım alırsam sığamam gibi dertler edinmene hiç gerek yok :)kocaman olduğundan dolanıyosun içinde. bi de kimono kat kat giyilen bişiy. şu üstümdekinin altında bunun gibi yine uzun elbisemsi şeylerden var.
ve tek başına kesinlikle giyilemeyen bişe. en azından 1 kişinin olması lazım. 2 kişi olursa daha kolay giyiyosun.
bu arada şu gördüğünüz odanın tümü kimono ve aksesuarlarıyla dolu. hırsız gelse odayı soysa gitse zengin olacak adam...
tam bitti sanıyorum nefes alıcam bi rahatça. ananne tekrar elinde başka bişile çıkıp geliyo. üstümdekilerin toplamda kaç kilo olduğunu merak ettim doğrusu.
işte bu soldaki de son halim. her ne kadar kimononun içinde nefes almada zorlanılsa da tebessümsüz foto olmaz di mi ya! :)))
bu pozu istanbul japon kültür festivalinde kimono modelliği yaptığım zaman japon bi sensei (üstad demek oluyo)den öğrenmiştim.
sağ diz hafif kırılarak baş o tarafa çevriliyor :)

şu yukardakinde nefes almakta ne kadar zorlandığımızı söylemeden geçmek istemiyorum.
işte böyle dostlar geldiğimizin ertesi günü kimono giyebilme şansına sahip olduk. çok da güzel oldu :)
yıkanmadıkları zamanda küveti kapakla örtüyolar. tuvalette olduğu gibi banyo da son derece teknolojik :) tuvalette olur da banyoda olmaz mı hiç düğme?! küvetin sol tarafındaki düğmelere dikkatinizi çekiyorum. burda da suyun ısısı vs herşey düğmeciklerle ayarlanabilir.
bu arada japon evleri bi garip. bi kapıdan girip başka bi kapıdan aynı yere çıkıyosun filan. labirent gibi. evde 9 kişi olmasına rağmen kimseyle karşılaşmadan koridor ve kapıcıklar sayesinde kendi odandan banyoya ordan mutffağa vs vs vs.. görünmeden geçebilirsin. içinde kaybolmaya meyilli. evin içindeki kapıların nerdeyse hepsi sürgülü. yerden tasarruf içinmiş.
bi de tatami denilen yere terlikle girilmezmiş onu öğrendik ev ahalisinden geldiğimizin ilk dakkası begümle uyarı alaraktan :P nerden bilelim canım aaaaaaaa
ha bi de camlarda perde merde de yok duvarlar kağıt gibi kapılar kilitsiz. artık nası güvenli bi yer varın siz düşünün.